29. Hutbe
Hz. Ali H38 yılında Zahhak b. Kays ile savaşta ihmalkârlık ve müsamaha gösteren ashabını kınayarak şöyle buyuruyor:
"Ey
bedenleri bir araya gelip toplanmış, heva-hevesleri
muhtelif/farklı insanlar, sözleriniz sert kayaları bile parçalar, ameliniz,
düşmanlarınızı hakkınızda ümitlendirir. Meclislerde şöyle böyle
diyorsunuz (erkeklik taslıyorsunuz), ama savaş zamanı
gelince düşmandan kaçış çığlıkları atıyorsunuz.
Sizleri
(yardıma) davet edenin daveti, güç bulmaz, sizler için
zahmet çeken kimsenin kalbi rahat/huzur yüzü görmez. Bahaneleriniz; borcunu saptırıcı
bahanelerle erteleyen
borçlunun bahanelerine benzer.
Korkak
ve zelil kişi, zulme engel olamaz. Hak, çabadan/uğraştan başka
bir şeyle elde edilemez. Evinizden başka hangi eve düşmanın
girmesine engel olacaksınız? Benden sonra hangi imamla (birlikte
düşmana karşı) savaşacaksınız? Allah'a andolsun
ki aldanmış kişi, sizin aldattığınız kimsedir. Sizinle
kurtuluşa eren, kurada boş çekmiştir, (asla kurtuluşa
ermemiştir.) Sizinle düşmana ok atan, gerçekte ucu kırık bir ok
atmıştır, (hedefe vursa da işe yaramaz)
Andolsun Allah'a ki sözünüze asla
inanmadım, yardımınıza ümit bağlamadım, düşmanı sizinle korkutmadım.
Nedir
bu haliniz, nedir derdinizin ilacı, nedir çareniz? Düşmanlarınız
da sizin gibi adam. Tüm söylediklerinizi ilminiz olmadan mı söylüyorsunuz?
Çekinmeden
(günahlardan) gaflet mi ediyorsunuz? Haktan başkasına mı ümit bağlıyorsunuz?