189. Hutbe
H. 38 yılında Kufe'de irad ettiği bu hutbe iman ve hicretin farz olduğu
hakkındadır.
"İman ise; bazısı
kalplerde sabit ve istikrarlı, bazısı ise bilinen bir sona kadar kalpler ve
göğüsler arasında emanet ve geçicidir. Bir kimseden (şer'i sebeplerle) beri
iseniz ölümüne dek kendi haline bırakın, öldüğü zaman (yine eski halindeyse)
artık beraatın sınırı gerçekleşmiş olur.
Hicret, ilk zamandaki
gibi dipdiri ayaktadır. Allah'ın yeryüzündeki kullarının imanlarını gizlemesine
veya açığa vurmasına ihtiyacı yoktur. Allah'ın yeryüzündeki hüccetini sırf
tanıyana muhacir adı verilmez. Kim onu tanır ve ikrar ederse muhacir odur.
Kendisine hüccet ulaşan, onu kulağıyla duyan ve kalbiyle ezberleyen kimselere
"mustazaf" adı verilmez.
Bizim işimiz gerçekten
çok zordur; ancak Allah'ın kalbini imanla imtihan ettiği mü’min kul onu yüklenir.
Sözlerimizi ancak o emin gönüller ve metin akıllar kabul eder.
Ey insanlar! Beni
yitirmeden ve sahibinden kaçan deveye benzeyen fitneler adım atmadan, yularını
ayaklan altında çiğnemeden ve akıllıları şaşkınlığa düşürmeden soracağınızı
sorun. Çünkü ben göğün yollarını, yerin yollarından daha iyi bilirim."