129. Hutbe
Hz. Ali bu hutbesinde insanlara öğüt vermektedir.
"Ey Allah'ın kulları! Siz ve bu dünyadaki
arzularınız eceli belli olan yerde konuklayanlar veya ödeme zamanı geldiğinden
alacaklıları alacağını istemeye gelmiş borçlularsınız. Ömrünüz tükeniyor,
yaptıklarınız yazılıp sayılıyor. Nice çaba gösterenler kaybetmiş ve nice zahmet
çekenler zarar etmişlerdir.. Hayrın yüz çevirip uzaklaştığı, şerrin yönelip
yaklaştığı, şeytanın da insanları helak etmeyi umduğu bir devirde yaşıyorsunuz.
Şeytan kuvvetlenmiş, ordusu çoğalmış, düzeni her yana yayılıp etrafınızı
kuşatmış avlaması kolaylaşmıştır. Çevrendeki insanlardan dilediğine bak;
yoksulluk içinde kıvranan fakirden, küfrü Allah'ın nimetiyle değişmiş
zenginden, malını çoğaltmak için Allah'ın hakkını vermeyen cimriden, kulağını
öğütlere sağır eden azgın inatçıdan başkasını görebilir misin? Nerede
iyileriniz, sarihleriniz? Nerede hürleriniz, cömertleriniz? Nerede, kazançlarında
titiz davranıp sakınanlarınız, dinlerinden kötülük ve günahı giderenleriniz?
Hepsi şu çabucak geçen, meşakkatle yaşanan bayağı dünyayı terk edip gitmedi
mi? Dudakların; küçük görülsün ve unutulsunlar diye haklarında sadece
kötülemek için kıpırdadığı en kötü/aşağılık insanlar olarak mı yaratıldınız? O
halde "İnna lillah ve inna ileyhi
raciun" (Biz Allah’tan geldik ve yine O’na döneceğiz. Bakara: 156) demek
gerekir.
Fesat yaygınlaştı, onu değiştiren, inkâr eden ve
önleyen yok. Bu halinizle mi Allah'ın mukaddes yurdunda Allah'a komşu ve en
değerli dostları olmayı umuyorsunuz? Hayır olmaz! Hile yapıp aldatarak Allah'ın
cennetine giremezsiniz, itaat etmeden hoşnutluğuna eremezsiniz. Marufu emredip
kendisi terk edene, kendisi işlediği halde münkerden nehyetmeye kalkışana Allah
lanet etsin!"